
Kyotolu taksici

Kumamoto kalesi
Metroyu da kullandım. Perona gelen insanlar işaretli yere geliyor ve herkes sıraya giriyor sessiz bir şekilde gelen hemen arkaya geçiyor, kimse kimsenin önüne geçmeye çalışmıyor, Herkeste aynı sessizlikte yolculuk ediyor.Birde metrolarda tuvalet var ve ücretsiz gayette temiz.Aslında beni etkileyen ilk olay Kyoto’da eldivenli şapkalı koltuk başlarında bizim evlerde eskiden kullandığımız dantel işlemelerine benzeyen örtülerin olduğu taksiye binerken oldu. Malum bizim ülkedeki taksicilerin profili bellidir, şoför geldi çok kibar güler yüzle bavulumuzu aldı bagaja koydu sonra kapımızı açtı bunları yaparken de anlamıyordum ama kibarca konuşuyordu; inerken de yine aynı kibarlıkla kapıyı açıp bavulumuzu bagajdan çıkardı. Sanki vip hizmeti almış bir müşteri gibi hissettim kendimi. Kyoto’da ki taksiler böyleymiş. İnsanların iş ahlakı , müşteriye verdiği değer takdire şayan. Japonya’da yaşayan bir Türk yotube yayıncısının videosunda araba almak istiyorsan Japon firmaları tercih etmen gerektiğini çünkü onların ikinci el arabanın ne kadar eksiği varsa söylediklerini adeta arabayı kötülediklerini , bu işi yapan Japonya’da yaşayan yabancıların onlar kadar güvenilir olmadığını söylüyordu. Tabi ki orada da işini kötü yapan Japonlarda vardır beş parmağın beşi bir değil. Asıl sorun kalitesizliğin, üçkağıtçılığın yaygınlaşıp kanıksanmasıdır.
Benim ilk ve tek gittiğim yabancı ülke Japonya. Başka gelişmiş ülkelerin yapısını bilmiyorum. Ama şunu iyi biliyorum ki gelişmişlik sadece binalarla veya maddi yapılarla değil bir bütün olarak değerlerle beraber olduğunda anlamlı hale geliyor. Sanırım Japonlar bunu başarmış durumda. Bu görgü tutum ve davranışlar doğuştan gelmediğine göre sosyokültürel yapının da etkisiyle bunun eğitimle verildiğini düşünüyorum. Biz helali haramı bilen insanlarız ama şöyle bir bakıldığında onların şimdi bizden daha iyi bildiği ortada.