TORAJIRO YAMADA

19. yüzyıl sonuna doğru Osmanlı – Japon ilişkileri gelişirken 2. Abdülhamit dostluğun nişanesi olarak Ertuğrul Fırkateyni’ni Japonya’ya gönderir. Fırkateyn dönüş yolunda fırtınaya yakalanıp batar. İki ülkenin dostluğuna acılar katar.
Torajiro Yamada adlı bir Sado (çay) hocası, bu olay üzerine Japonya’da yardım kampanyası düzenliyor. Topladığı 5000 yen tutarındaki parayı kazazede yakınlarına vermek üzere 1892 yılında İstanbul’a getiriyor. Padişah Abdülhamit, Yamada’ya büyük ilgi gösteriyor. Yamada ülkemizi seviyor. Birkaç haftalığına geldiği Türkiye’de tam 22 yıl kalıyor. İstiklal Caddesi’nde Nakamura adlı Japonya’dan ithal ürünler satan bir mağaza açıyor. Sarayın müdavimi oluyor. Müslüman olup Abdülhalil Yamada Paşa unvanını alıyor. Abdülhamit onun Türkçe dersi almasını sağlıyor. Yamada’nın da Türk subaylarına Japonca dersi vermesini istiyor. 7 subay Yamada’dan Japonca dersi alıyor.
1914 yılında Birinci Dünya Savaşı patlayınca Yamada Paşa ülkesine dönüyor… Türkiye’yi ancak 17 yıl sonra, 1931 yılında Türk – Japon Dostluk Derneği Başkanı olarak ziyaret ediyor. Cumhurbaşkanı Atatürk, Yamada’yı:
“Sensei” yani “hocam” diye karşılıyor, “Hatırlar mısınız” diye ekliyor, “Sizden Japonca dersi alan öğrencilerden biriydim…”

Tokyo’nun ilk camisi Kazan Tatarları tarafından 1932 de başlatıldı ve 1938 de hizmete girdi.Cami için gerekli parayı 1931 de Torajiro Yamada ‘nın teklifi üzerine Mustafa Kemal Atatürk tarafından sağlanmıştır.

Zamaninda Türkleri olduğu kadar Japonlari da sarsan Ertuğrul gemi kazasından  sonra o zamanlar nispeten genç olan Torajiro  şehit yakinlari ve kazazedelere yardim icin bölgesel bir bağış kampanyasi düzenler. Toplanan  parayi bizzat  padisaha İstanbul’da teslim eden Torajiro San  ülkesine dönmez ve 18 yil İstanbul’da yasar. Bu süre içerisinde müslüman olur ve Abdül halit ismini alir.

 Sonraları geminin battığı Oshima’ya ( Oshima Adası) bir anıt dikilmesinde öncü olur.  Her yıl  bu anıtta yapılan anma törenlerine Türk, Japon yetkililerin katıldığı gibi halktan kişiler de olayın anısını yaşatmaktadırlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Ertuğrul Firkateyni, 14 Temmuz 1889’da; 61’i subay ve memur, 548’i er ve erbaş olmak üzere 609 kişilik mürettebatıyla Uzakdoğu yolculuğuna başlar. Firkateyn, uğradığı yerlerde büyük bir coşkuyla karşılanır ve İstanbul’a, seyahat hakkında ardı ardına raporlar gönderilir. Ertuğrul, yola çıktığı günlerden itibaren yurt içinde ve yurt dışında devamlı konuşulmuş, olumlu olumsuz birçok habere konu olmuştur. Nihayet, hesap edilenden uzun bir süre sonra hedefe ulaşılmıştır. Ancak, dönüş yolculuğu, okyanusun serin sularında son bulacaktır… 16 Eylül 1890’da saat 21.00 civarında Funakura kayalıklarında, yüzlerce denizciyle beraber sulara gömüldü.